• Facebook
  • Instagram
  • Pinterest
  • LinkedIn Sosyal Simge
logo-s.jpg

İşaretleri Takip Et

Yazan: Dr. Erkut Bil

Tolstoy, hayatın doğumla başlayıp ölümle sona erdiği fikrine karşı çıkar. O’na göre hayat daha önce başlayıp, ölüm sonrasında da devam eden ve bitmeyen bir süreçtir. Bu iddia henüz kabul görmese de, hayatın ya da bu düzenin tamamen bilimsel algılanmasını da doğru bulmamaktayım. Sezgilerin yaşamımızda, belki de zaman zaman bilimsel yöntemden daha fazla yer edinmesi gerektiği fikrini gözardı etmemek gerek.

Tesadüflerin, hayattaki yolculuğumuzda yeri olmadığına inanmaktayım. Bize tesadüf gibi gelen her irili ufaklı olayın, yaşantımızda bir karşılığı ve amacı bulunmaktadır. Olaya resmin bütünüyle baktığımızda ne demek istediğimi anlayacak, bakıyorsanız zaten bana hak vereceksiniz. Eylemleri, yaşananları günlük kesitler halinde anlamlandırmaya çalıştığımızda, bir önceki ile bir sonraki arasındaki bağlantıyı kuramamakta ve her mesajı tekil olarak değerlendirmekteyiz. Oysa, algılarımızı açıp önceden yaşadığımız her ne ise, neden yaşanmış olduğunu sorgularsak, anlamı bulmaya başlayabileceğimizi göreceksiniz.

doğum.jpg

Bize bahşedilen bu hayatın öyle sıradan olduğunu gerçekten düşünmekte misiniz? Eğer cevabınız evet ise, hayatınızın anlamını keşfetmediğinizi söyleyebilirim. Mükemmel olarak yaratılan bu evrende, gerçekleşen her şeyin bir maksadı olduğunu düşünmeye başladığımızda, büyük pencereyi görmeye vakıf olabileceksiniz. Bunu başarabilmek için özel olmaya gerek yok. İstemekle alakalı bir durum bu. Gerçekten, yürekten istemek…Sessiz bir alan bulup hafif bir müzik açarak kendinizi düşünmeye bırakın. Geçmişte yaşadığınız olayları, sizi mesleğinize iten nedenleri, bir kursa yazılma gerekçenizi, bir ilişkiye başlama ya da bitirmeye sizi iten gücü bir düşünün. Ne oldu da o işe başladınız? Ne oldu da o kişiyle tanıştınız? Nasıl bir “tesadüf” sizi o üniversitede okumaya yöneltti, ne gibi bir neden ile o kişiyle tanıştınız da hayatınız değişmeye başladı? Olayların derinine inerek, sizi o yola götüren bir önceki sebebi inceleyerek resmi bir bütün olarak görme yetisine kavuşabilirsiniz.

kader.jpeg

Pek çok insan işaretlerden bahseder. İnanç Ayar’ın ilk podcast’i işaretler üzerinedir. Benim de işaretlere rastladığım zamanlar olmuştur, halen de olmakta. Bu, beni özel kılmaz. İşaretler sizlere de rast gelmektedir, sadece siz belki bunları görmemeyi tercih ettiğiniz için anlamlandıramamış olabilirsiniz. Oysa her yerde ve herkes için, herkese özeldir. Size sunulan işaret benim için bir anlam ifade etmez. Bunları görüp çözümleyebildiğiniz zaman hayatı anlamlandırma tarzınız da değişmeye başlayacaktır.

Artık bilimsel dönemden sezgisel döneme geçiş yapmaya başladığımıza inanıyorum. Her dönemin kendine has yararı, etkililiği var ama insanın algısı ve bilinç düzeyi evrildikçe, yeni bir döneme ait yeni bir enstrüman eşlik ediyor. Bunlardan ilki din idi. Sonrasında bilim, insanlığa eşlik etmeye başladı. Şimdi ise sezgisel araçlar bize yön vermekte. Bunun gücünü her geçen zaman biraz daha fazla hissetmiyor muyuz? Şamanizm, meditasyon, pek çok yeni isimle ortaya çıkan ruhsal ve içsel çalışmalar…Dikkat ederseniz bütün hepsinin gelişimi aynı.

Din, ilk ortaya çıktığında onu safsata olarak niteleyen, kabul etmeyen büyük bir kitle vardı. Kafirler…Bir süre sonra dinler tüm insanlığı cezbetti ve kuşattı. Böylece insanlık, dini kurallar sayesinde ahlaklı yaşamayı öğrendi, toplumu yapılandıran kurallara din etki etti. Çoğunlukla korku ve ölüm sonrası vaatlerle dünyadaki yaşam kontrol altına alındı. Görevini tamamlayan dinin sonrasında ortaya bilim çıktı. Aynı süreç yaşanmadı mı? Bilimsel yöntemler belirlenerek normlar oluşturuldu. Gerçekleştirilen araştırmalar ile keşifler yapıldı, insanlık teknolojik gelişim sağladı. Kendimizi, dünyamızı, evreni daha iyi tanıdık. Şimdi ise insanlık, bilimi de sorgulamaya başlıyor. Bilimin dogmatik yanı eleştiriliyor. Görevini yavaş yavaş tamamlamaya başlayan bilim ise yerini sezgilere bırakmaya başlıyor. Günümüzde ruhani ve sezgisel eğitimler ortaya çıkıp insanlığı etkisi altına alıyor. Süreç gene mi aynı? Evet, kesinlikle. Bunları safsata ve deli saçması olarak tanımlayan bir sürü insan varken, yavaş yavaş yararını görenlerin sayısı arttıkça ilerde tıbbın yerini alternatif tıbbın alması hiç de imkansız değil. Alternatif tıp, bir bilim dalı olarak yerini sağlamlaştırıyor.

sezgi.jpg

Bu yaşam bize neden verildi? Bu soruyu kendinize sormanız gerekir çünkü bu, öylesine verilmez. Size verildiyse mutlaka bir sebebi vardır. Hayattaki rolünüzü, amacınızı işaretlere bakarak keşfedebilirsiniz. Algınızın açılması için okumalı, izlemeli, sürekli öğrenme sürecine girişerek bakan gözlerinizin görmesine fırsat tanımalısınız. Bu hayatı; doğmak, büyümek, çalışmak, evlenmek, emeklilik ve ölüm olarak görüyorsanız zaten işiniz zor. Pek çok insan da böyle görerek yaşamını tamamlayacak fakat hayat denen şey bundan çok daha karmaşık ve fazla. Kalbin görevinin sadece kan pompalamak olduğunu söylemekle aynı şey. Oysa kalp bundan çok daha fazlasını yapmakta. İşaretler size yön verecek. Onları takip edip etmemek, sizin elinizde.