• Facebook
  • Instagram
  • Pinterest
  • LinkedIn Sosyal Simge
logo-s.jpg

Çocuklarınıza Seçenek Sunun

Yazan: Dr.Erkut Bil

Hayatta başarının temelinde iyi bir planlama ve hedef belirleme olduğu söylenebilir. Çocuklarımızın üniversitede hangi bölümü seçeceklerini daha ilkokuldan itibaren merak ederiz. Onlara, büyüdüklerinde ne olmak isteyeceklerini sorarız. Büyük bir ihtimalle şu anda bu yazıyı okurken çocuğunuz henüz ilkokuldayken bu soruları sormaya başlamışsınızdır değil mi? Hayatın ne olduğunu bilmeyen küçüklere yaşamlarının en önemli kısmını kaplayacak konular üzerinde sorular sorar, çoğu zaman da hangi mesleği yapacaklarını empoze etmeye başlarız. Beyinleri daha küçücükken onlara büyük hedefler ve sorumluluklar yüklemekten çekinmeyiz. Oysa bir çocuğu bunlarla meşgul etmek yerine hedef belirlemeden beceri yüklemesi yapılırsa ve sonrasında çocuğun ne istediğini kendisinin belirlemesine imkan tanınırsa sanırım daha kaliteli bir yaşam için çocuklarımıza fırsat tanımış oluruz. Mesela dil öğretmek ya da el becerisini geliştirici sanat dallarına yöneltmek.

KEMAN-ÇOCUK.jpg

Literatür bize 0-6 yaşın çok kritik olduğunu ve bu zaman diliminde öğrenilecek dil ya da becerilerin kalıcı ve kaliteli olacağını söylüyor. Almanya’daki öğrenimim sırasında yedi, sekiz yaşlarındaki çocukların virtüöz gibi kemanı çalmalarını hayranlıkla izlediğimi hatırlıyorum. Daha o yaşlarda başarıyı tatmaya, kitleler önünde kendilerini göstermeye başlıyorlar. O zaman bir soru soralım hemen. Ya bu çocuk aslında keman çalmak istemiyorsa, o zaman bu çocuğa haksızlık olmayacak mı ve bu zaman kaybı nasıl giderilecek? Çok güzel bir soru olmakla birlikte maalesef proaktif görünmüyor. Gelin bunu matematik boyutuyla düşünelim.

işsiz.jpg

Çocuğa belki de hiç sevmeyeceği bir mesleği yıllarca empoze ettiniz, bu hedef üzerinde dersler aldırdınız, üniversiteyi kazandırdınız. Gel gelelim üniversitede yıllarca kendisine bahsedilen bu meslek tam bir hayal kırıklığı yarattı gencimizde. Geçen onca zaman, yaklaşık olarak 18 sene çöpe gidecek. Hadi şimdi diğer problemimize bakalım. Çocuğumuza on yaşına kadar pek çok beceri kazandırdık ve hiçbir hedef belirlemedik. Keman çaldı, futbol oynadı, satranç klübüne gitti. Üniversite sınavına hazırlanırken diğer çocuklardan daha az çalıştı sınava. Çoğunuzun içinden bana kızdığını farkedebiliyorum. “E sınavdan kalacak tabiki ve üniversiteye giremeyecek”, “Bu devirde üniversitesiz bir hayat olur mu?” gibilerinden kendinize göre haklı laflar ediyorsunuz. Ancak etrafımıza baktığımızda bir sürü üniversiteli işsiz ordusu olduğunu ya görmüyorsunuz ya da görmelikten geliyorsunuz. Üniversiteli olsun ama işsiz kalsın tezi daha akla yatkın geliyor. O zaman kızacağınız tek bir yer var, devlet ve zamanın kötü şartları. Bu dışsal odaklanma bizi kişisel olarak da yıpratıyor.

O zaman ne yapalım? Bana sorarsanız çocuğumuza olabildiğince beceri kazandıralim. Bir beceri kazanmak ve iyi bir keman çalmak, iyi bir tenisçi olmak, çok iyi bir yüzücü olmak ve bu alanlarda küçük ya da büyük farketmez ama dereceler kazanmak, çocuğun ileride koyacağı her hedefe ulaşmasında etkili olacaktır. İnsanın başarma duygusunu bir kere hissetmesi halinde işi daha da kolaylaşır. Kendimden örnek vereyim. Üniversite sınavını üç kere kazanamamış birisi olarak girdiğim ilk özel üniversitede bölüm üçüncüsü olmak ve yüksek şeref listesine girmek benim için en büyük dönüm noktası olmuştu. Bu başarma duygusunu kullanarak hayatta pek çok hedefi yakaladığımı söyleyebilirim. Bazen hedefleri küçültmek de çok önemli ve hayati. Üniversite sınavını kazanmak benim için çok büyük bir hedefti ve bu hedefi tutturamadım. Ancak üniversitede görece daha küçük bir hedefe varmak beni kamçılamakta yeterli oldu.

master.jpg

Sanırım ne demek istediğimi anladınız. Olaylara biraz daha proaktif bakmak ve hedefleri küçük tutarak çocuğa hedefe varma hissini yaşatmak. Onlara seçenek sunmak ve kendi hedeflerini kendilerinin belirlemelerine yardımcı olmak. Dondurma yiyecekleri zaman vanilyalı mı çikolatalı mı istersin diye sormak ama bir yandan da bak burada daha başka dondurma çeşitleri de var demek. Ama en azından bir iki seçeneği önlerine koymak. Hangi hedefe varmak istediklerini bizim değil onların belirlemesine yardımcı olmakla, daha sağlıklı bir geleceğe kavuşacaklarını düşünüyorum. Ne dersiniz?